Please ensure Javascript is enabled for purposes of website accessibility
Özel Gereksinimli Bireyler Depreme Hazır mı?

Özel Gereksinimli Bireyler Depreme Hazır mı?

Eskişehir Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü’nce hazırlanan ‘Özel gereksinimli bireyler depreme hazır mı?’ konulu proje çalışması tamamlandı. Çalışma, AFAD’a teslim edilirken, enstitü öğretim üyesi Prof. Dr. Onur Kurt, 1 yılda 1000 kişi ile yüz yüze görüştüklerini ve raporun oluşturulduğunu söyledi. Kurt, “Özel gereksinimli bireylerin depremlerde tahliye güçlükleri, depremin ardından haberleşme, ulaşım gibi sorunlar nedeni ile yakınlarına ulaşamadıkları için kapalı mekanlardan tahliye olamadıklarını öğrendik” dedi.

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Ulusal Deprem Araştırma Programı (UDAP) kapsamında, proje çağrısı yaptı. Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü’nce de ‘Özel gereksinimli bireyler depreme hazır mı?’ konulu proje çalışması tamamlanıp, rapor haline getirildi. Prof. Dr. Onur Kurt, öğretim üyesi Dr. Muammer Tün, araştırma görevlileri Dr. Erkan Kurnaz ve Tezcan Çavuşoğlu tarafından yapılan çalışmada, özellikle deprem deneyimi olan özel gereksinimli bireyler ve yakınları ile sağlık sorunları yaşayanlarla yapılan yüz yüze görüşmeler ve anket çalışmaları sonucu ortaya çıkan sorunlar, rapor haline getirilerek, AFAD’a gönderildi.

‘DEPREM DENEYİMİ YAŞAMIŞ 1000 KİŞİYLE GÖRÜŞTÜK’

Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Onur Kurt, 1 yıl süren çalışmaları sırasında özellikle deprem deneyimi olan özel gereksinimli bireyler ve yakınları ile sağlık sorunları yaşayan yaklaşık 1000 kişiyle yüz yüze görüşmeler ve anket çalışmaları yaptıklarını belirterek, şöyle konuştu: “Bundan yaklaşık 1,5 yıl kadar önce AFAD bir proje çağrısı yaptı. Biz de bu proje çağrısına, ‘Özel gereksinimli bireyler depreme hazır mı?’ konulu bir başvuru yaptık. Adından da anlaşılacağı üzere, ülkemizde yaşayan engelli bireylerin afetlere hazırlıklı olup olmadığını anlamak amacıyla hazırlanmış bir proje oldu. Bunu yapmaya çalışırken, geçmişte özellikle deprem deneyimi yaşamış engelli vatandaşlarımıza ulaşmaya çalıştık. Bu gruplar arasında işitme engelli, görme engelli, fiziksel engelli, otizm spektrum bozukluğundan etkilenmiş bireyler ve zihinsel yetersizliği olan vatandaşlarımız vardı. Aslında özel gereksinimler dediğimizde bu grup içine sadece engelliler girmiyor. Bunun yanı sıra ileri derecede sağlık sorunları yaşayan insanlar, yaşlılar gibi gruplar da var. Ama bizim çalışmamıza temelde engelli vatandaşları kapsayan bir çalışma olmakla birlikte, kalıcı ve uzun süreli sağlık sorunları yaşayan bazı vatandaşlarımız da katıldı. Yaklaşık bin kişiden veri topladık. Öncelikle geçmişte deprem deneyimi yaşayan özel gereksinimli vatandaşlarımızın depremle alakalı deneyimlerini anlamak üzere, onlarla derinlemesine görüşmeler yaptık.”

‘TAHLİYE GÜÇLÜĞÜ YAŞADIKLARINI TESPİT ETTİK’

Yapılan görüşmeler sırasında özel gereksinimli bireylerin deprem sırasında ve depremin ardından ciddi problemlerle karşılaştıklarını, en sık olarak ise tahliye güçlüğü yaşandığını kaydeden Kurt, şunları söyledi: “Özellikle bu derinlemesine görüşmeler sırasında bazı vatandaşlarımızın geçmişteki depremler sırasında çok ciddi problemlerle karşılaştıklarını, tahliye güçlükleri yaşadıklarını tespit ettik. Depremin ardından haberleşme, ulaşım gibi sorunlar nedeni ile yakınlarına ulaşamadıkları için, kapalı mekanlardan tahliye olamadıklarını öğrendik. Bunun gibi bir takım üzücü bulgulara ulaştık. Depremlere hazırlık noktasında ciddi gereksinimler çıktı ortaya. En başta bilgi gereksinimi. Özel gereksinimli vatandaşların, depreme hazırlığın ana unsurlarının neler olması ile ilgili bilgi sahibi olmadıklarını ifade ettiklerini gördük. Çok belirgin bir şekilde eğitim gereksinimi var. Kendi gereksinimlerine uygun biçimde yapılandırılmış süreçlerle bu eğitimin verilmesi gerektiğini anladık. Bunun yanı sıra özellikle öne çıkan durumlardan bir tanesi, bir depremin ardından onlara ulaşılabilmesi için yaşadıkları yerin kayıt altına alınması ve bu bilgilerin saklanarak lüzumu halinde kullanılması gerektiğini anladık. Biz projemizi raporlaştırıp AFAD’a teslim ettik. Bunu en kısa zamanda bilimsel bir çalışma olarak yayınlamak ve kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.”

‘İZMİR DEPREMİNDE YAŞANANLAR VERİLERİMİZİ DESTEKLEDİ’

Anadolu Üniversitesi Engelliler Araştırma Enstitüsü Gelişimsel Araştırma Birimi sorumlusu, araştırma görevlisi Dr. Erkan Kurnaz ise son İzmir depreminde yaşanan kaybolma olaylarının, proje kapsamında tespit ettikleri verileri desteklediğini söyledi. İnsanların deprem için deprem çantası hazırlamak dışında başka bir hazırlıklarının olmadığına dikkat çeken Kurnaz, “Artık elimizde Türkiye’de ilk defa yapılmış net bir çalışma var. Bu gereksinimleri ve hangisinin öncelikli olduğunu ve gidermeye yönelik ne gibi müdahaleler yapabileceğimizi biliyoruz. Deprem anında özel gereksinimli bireylerin daha kırılgan olduğunu görüyoruz. Bu grup nüfusun yüzde 10’luk bir kısmını kapsıyor. Türkiye için düşündüğümüzde 8 ile 10 milyon arasında bir alanı kapsıyor. Bu insanların gereksinimlerine dair elimizde bir bilgi yoktu, sadece tahmin edebiliyorduk. Artık iyi bir veri tabanımız var. Yaşadığımız son İzmir depreminde yaşanan bir takım olaylar veya kaybolma durumlarını göz önüne aldığımızda, bu deprem acı verici bir şekilde bizim verilerimizi de destekliyordu. Bununla beraber deprem hazırlığı kısmında insanların bildiğinin sadece deprem çantası hazırlamaktan ibaret olduğunu ve bunun dışında da bir hazırlıkları olmadığını gördük. Uluslararası deprem hazırlıklarında ‘güvenlik kartları’ dediğimiz uygulama var. Çocukların veya kişilerin kim olduğu ne gibi gereksinimleri olduğu, ne şekilde ilaç kullandığı bilgileri var. Bunları her bir birey için yapmak gerekiyor. Bizim katılımcılarımızın yüzde 90’ı bu tür bir bilgiye sahip olmadığını söyledi” diye konuştu.

‘DEPREME HAZIR OLDUKLARINI DÜŞÜNMELERİ EN BÜYÜK RİSK’

Araştırmalar sonucunda en büyük riskin, insanların depreme hazır olduklarını düşünmeleri olduğunu belirten araştırma görevlisi Tezcan Çavuşoğlu ise “Özel gereksinimli bireylerin deprem açısından risklerini tespit etmeye çalıştık. Burada öncelikli olarak tespit ettiğimiz nokta, depreme hazırlığın tek yönlü ele alınması. Örneğin; deprem çantası hazırlanması ya da deprem sigortası yaptırılarak depreme hazır hale gelmeye çalışılması. Bunların dışındaki en büyük risk ise kişilerin depreme zaten hazır olduklarını düşünmeleriydi. Bu noktada riskleri belirlemek son derece önemli ama biz araştırma ekibi olarak yalnızca bunları belirlemekle de kalmadık. Sonrasında da bunlarla ilgili müdahale çalışmaları tasarlamaya karar verdik” dedi.

DHA

KATEGORİLER
ETİKETLER
Bunu Paylaş