Engelli Çocuğu Hastaneler de Özel Diyaliz Merkezleri de Kabul Etmedi

Engelli Çocuğu Hastaneler de Özel Diyaliz Merkezleri de Kabul Etmedi

Sakarya’da, 14 yaşındaki Zafer Bingül, beyin felci (serebral palsi) ve böbrek yetmezliği sebebiyle konuşamıyor, gövde kontrolü yok, desteksiz oturamıyor. Zafer’in haftada iki gün diyalize girmesi gerekiyor. Zafer’i, hastaneler de özel diyaliz merkezleri de kabul etmedi. Daha 14 yaşındaki diyaliz hastası olan engelli çocuk ortada kaldı.

İbrahim Bingül, 45 yaşında ve Sakarya Üniversitesi görme engelliler biriminde şef. Aynı zamanda zihinsel engelli ve böbrek hastası olan Zafer’in babası… Oğlunun beyin felci (serebral palsi) ve böbrek hastası olduğunu söyleyen baba İbrahim Bülbül, Zafer’in sağlık durumunda ilerleme sağlayabilmesi için tedavi görmesinin şart olduğunu dile getirdi.

Zafer Bingül, özel bir diyaliz merkezinde 2-3 kere diyalize girdi. Bir seansta diyaliz sırasında ağlayan Zafer, iddialara göre özel diyaliz merkezinden Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine gönderildi. Hastaneye “acil” koduyla geldiği için diyalize bağlandı fakat ikinci gittiklerinde “çocuk diyalizi” olmadığı iddia edilerek ve acil koduyla da gelmediği için diyaliz merkezine alınmadı.

Baba İbrahim Bingül, “Engelli olduğu için hiç bir diyaliz merkezi kabul etmiyor, bu çocuk nerede diyalize girecek? İkinci sınıf vatandaş muamelesi yapılıyor! Biz bu çocuğu ölüme mi terk edeceğiz?” diyerek sesini duyurmaya çalıştı.

“İlaçlar çocuğumuzun hayatındaki riski azaltmaya yetmedi”

İbrahim Bingül çocuğunun hastalığından bahsederek, “Oğlum serebral palsili yani Türkçesi beyin felci. Aynı zamanda CP’sine bağlı olarak zihin engeli eşlik ediyor. Bizim en büyük handikapımız böbrek yetmezliğimiz var. Doğuştan beri bir böbrek yetmezliğimiz var son bir aya kadar dengeli şekilde geldi. Ama bu ilaçlar da çocuğun hayatındaki riski azaltmaya yetmedi. Bunun üzerine diyalize başladık ve bu süreçte problemler yaşıyoruz” zorlu süreçte problemler yaşadığını söyledi.

“Makinaya bağlanana kadar korkmasını önleyen ilaç kullanıyoruz”

Çocuğunun zihinsel engelli olduğu için uzun süre diyaliz makinesinde durmak istemediğini belirten Bingül, “Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesinde farklı departmanlardan Psikoloji, Çocuk Nefroloji ve Çocuk Cerrahinin oluşturduğu bir multidisipliner departman çalışmasıyla planladık. Zafer’in en azından makineye bağlanana kadar korkmasını önleyen cihaz, aparat takılana kadar geçici süre uyumasını sağlayan özel yapım bir ilacımız var ve bir de uyku ilacımız var. Bununla birlikte çocuğu diyalize yatırıyoruz ve başlattıktan sonra çocuk uyansa bile buna alışıyor. Çünkü çocuk ilk başta korkuyor” dedi.

Özel gereksinimli bireylerin karşılarına çıkan değişimlere zor alıştıklarını söyleyen Bingül, “Biz böyle bir planlama yaptık amacımız daha sonra ilaçsız bir şekilde rahatlıkla diyalize girmeleri. Bunu planlamamızın sebebi de şu; özel gereksinimi olan bireyler karşılarına çıkan değişimlere zor alışırlar, yavaş değişim isterler, hızlı değişimden hoşlanmazlar. Biz de böyle bir planlama yaptık ve diyalize önce Göztepe Eğitim ve Araştırma hastanesinde girdi. Daha sonra buraya bir firmaya geldik.

Burada firma bizi 3 kez diyalize aldı fakat dördüncüsünde şunu söylemeye başladı; “Biz bu çocuğu alamayız. Başına bir şey gelirse sıkıntı yaşarız. Engelli bu çocuk, diyaliz cihazında durmuyor” Biz de; “Tamam, ağlıyor fakat diyalizde duruyor ağlayabilir ama çeşitli aparatlarla bağlayıp güvenliği de sağlıyoruz” dedik. Bu sefer şeye taktılar; “Doktorunuz 3 günde 4 saat diyaliz yazmış, niye biz bunu bu şekilde uygulamıyoruz da haftada 2 seans 2’şer saatten uyguluyoruz?” Yani artık ayak diretmeye başladılar. Çünkü çocuk bu ve çok elzem olmadıkça hiçbir çocuk haftada dörder saatten 12 saat diyalize girmez zaten engelli bu çocuk o kadar uzun süre tutamayacaksınız” diyerek yaşadığı zorlu süreci ve problemleri dile getirdi.

“Engellilere neden 2. sınıf vatandaş muamelesi yapılıyor?”

Kamuoyu ve yetkililere sitemini sorularla belirten İbrahim Bingül; “Bazı sorularım var bu sorularımı kamuoyuna ve yetkililere sormak istiyorum. Bu çocuğu engelli olduğu için hiç bir diyaliz merkezi kabul etmiyor. Bu çocuk nerede diyalize girecek? Engelliler olarak her alanda hala yasalar çıkmasına rağmen neden 2.sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz ve zorlaştırılıyoruz, çözüm aranmıyor?” ifadelerini kullandı.

“Biz bu çocuğu ölüme mi terk edeceğiz?”

‘Biz bu çocuğu ölüme mi terk edeceğiz?’ diye sözlerine devam eden baba Bingül, “Bize deniliyor ki acilden diyalize girebilirsiniz. Biliyorsunuz ki acil her türlü enfeksiyon veya rahatsızlık risklerinin bulunduğu, bulunma ihtimalinin yüksek olduğu bir yer. Böbrek hastası bir çocuğu diyaliz yaptırmak için haftada 2 saat o alandan geçirerek diyalize götürmek zorundayım, neden böyle? Ortalama 4 saatte bitmesi gereken bir süreç 14-15 saate geliyor. 14-15 saat çocukla eşim neden burada bulunsunlar daha kolay bir çözüm varken?” dedi.

“Neden dayatmayla ve zorundalıkla yaşıyoruz?”

Çocuklarla ilgili bu tür ihtiyaçları giderecek nokta olmadığını söyleyen Bingül, “Rehabilitasyon merkezlerinde yaşadığımız hem de bu alanda yaşadığımız bir sorun. Çeşitli denetimler yapılıyor. Sağlık Bakanlığı da Milli Eğitim Bakanlığı da, peki ilgili kurumların bundan nasıl haberi oluyor? Neden denetleme güvenliği sağlanmıyor? Başka bir durum bizi hastaneye sevk ediyor, diyaliz merkezi fakat Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin çocuk diyaliz ünitesi yok. Neden çocuklarla ilgili bu tür ihtiyaçları giderecek nokta yok? Kendileri de görüşme yaptılar çeşitli kurumlarla, hiç bir kurum kabul etmek istemedi. Bunu da şuradan anladım ‘gidin sizi kabul etmek zorundalar’ dediler. Neden ‘zorundalıkla’ neden ‘dayatmayla’ yaşıyoruz?” ifadelerini kullandı.

“Savcıları ve yetkilileri göreve davet ediyorum”

Firmayla ilgili soruşturma talep ettiğini söyleyen Bingül, “Sağlık İl Müdürlüğü yetkilileri ile ilgili Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliğiyle ilgili soruşturma talep ediyorum. Savcıları ve yetkilileri göreve davet ediyorum. Bu çocuğun diyalizi yapılamamıştır. Ben tekrar acilden gidip diyaliz yapmayı deneyeceğim. Yine karşılanamazsa hukukçulara soruyorum bu çocuğu ölüme terk etmek ya da dolaylı yoldan öldürmeye teşebbüs etmek değil midir bu?” dedi.

medyabar.com

KATEGORİLER
ETİKETLER
Bunu Paylaş