En Fazla ‘İki Ay Yaşar’ Demişlerdi!

En Fazla ‘İki Ay Yaşar’ Demişlerdi!

Ceren Pekoğlu ‘cam kemik’ hastası olarak doğdu… Muratcan Çiçek’in de hareketlerinde bir sorun olduğu henüz iki aylıkken fark edilse de ancak 1.5 yaşında konabildi spastik engelli tanısı… Annelerinin binbir emekle büyüttüğü iki genç onlar… Ceren’in annesi Ayşe Sarı, hemşire sıfatının yanına engelli bireylere daha fazla yardımcı olabilmek için sosyal hizmet uzmanlığını da ekledi. Muratcan’ın annesi Nilgün Çiçek ise spastik nedir bile bilmezken oğlunun nasıl bir eğitim alması gerektiğini araştırdı, tedavilere götürdü. Muratcan Google’dan burs alan ilk engelli Türk olarak tarihe geçti. Ceren de üniversite bitirdi, memur oldu… Sarı ve Çiçek’le anne oldukları günden bugüne hikâyelerini dinledik.

Gebelik kontrollerini aksatmıyor, raporuna her seferinde ‘Genetik malformasyon saptanmamıştır’ yazılıyordu. Yani görünüşe bakılırsa doğacak bebekte genetik bir kusur yoktu. Yıllardan 1990, aylardan ağustostu. Doğuma sayılı gün kalmıştı. Bebeğin femur kemiğinin uzunluğuna bakmak için ultrason başına geçen asistan hekim, “Kemiği ölçemiyorum. Burada anlamadığım, tuhaf bir şeyler var” dedi. Bir süre hocalarından birilerini aradı, bulamadı. “Ne olduğunu bilmiyorum” dedikten hemen sonra “Kafa çevresi sezaryene uygundur” yazılı bir kâğıt uzattı 23 yaşındaki Ayşe Sarı’ya. Ne olduğunu ancak Ceren doğduktan sonra anlayacaklardı…

Cam kemik hastası Ceren Pekoğlu annesinin elini tutarak poz verirken.

Cam kemik hastası Ceren Pekoğlu annesinin elini tutarak poz verirken.

‘TUTARKEN DİKKAT ET’

27 Ağustos’ta dünyaya geldi Ceren. Bir hafta hastanede kaldılar. Ayşe Sarı yalnızken altını açması gerektiğinde kızının bacaklarının halini görünce anladı bir şeylerin ters gittiğini. Hastane çıkış kâğıdında gördü teşhisi. ‘Osteogenesis imperfecta’ yazıyordu. Yani kızı cam kemik hastasıydı. Doğumdan sonra çekilen röntgende her iki bacağın da anne karnındayken kırılıp iyileşmeye başladığını görmüş, böylelikle hastalığı fark etmişlerdi. Ama o kâğıdı görene kadar kimse bir şey söylememiş, “Çok nadir bir kızın var. Tutarken dikkat et” demekle yetinmişlerdi. Eşi biliyordu, “En fazla iki ay yaşar. Çok umutlu olmayın. Yapacak hiçbir şey yok” denmişti ona…

Gariptir; Ayşe Sarı çocukluğunda gazetelerde “Hapşırdığında kemikleri kırılıyor” gibi haberleri büyük merakla okuduğunu hatırlıyor. O haberler, artık hayatıydı..

Hürriyet

KATEGORİLER
ETİKETLER
Bunu Paylaş