Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

31 Mayıs Dünya Sigarasız Günü.

Filiz Tosyalı

filiztosyali@yahoo.com | www.filizinkalemi.blogspot.com

Engelliler - Yapılar - Duraklar - Kaldırımlar

Filiz Tosyalı

Ayağım sarılı ufak bir operasyon geçirdim. Güzel ve yemyeşil dünyanın cenneti Bitez’deyim.

Yürümek güzel de kaldırımdan yürümek can sıkıcı. Yüksekliğini size anlatamam. Yolun kenarına bir çöp konteynırını yerleştirmişlerdi, inmem gerektiğinde ona tutunarak indim. Kaldırımın bir yerlerinde meyiller var. Alçaltılmak istenmiş, ama orası da sizi pat diye yolun ortasına atıyor, hangi sürücü kaldırımdaki bir yayanın aniden caddeye ineceğinin hesabını yapar. Çarpar gider. Ben yine yürümek için ine çıka kaldırımları seçtim.

Yanınızdan geçen bir arabadan hiç korktuğunuz oldu mu?

Benim oldu. Elimi ağzıma sokup çenemi yukarı kaldırarak korkumu geçirmeye çalışsam da bu korkudan kurtulamadım.

Sürücüysem, araba izlemeyi hiç sevmem. Birinin peşine takılıp karşıdan karşıya geçmekten de, yayaysam nefret ederim. Ben galiba kurallara uygun yaşamayı seven biriyim.

Yurt dışına çıkar gelirim, hele bir de uzun kaldıysam kıskançlıktan çatlarım. Yolları medeniyettir. Onların yollardaki rahatlığı beni kıskandıran şeyin ta kendisi...

Sanki Avrupa’da Amerika’da ilgililer bütün gece otururlar, “Bu ülkede yaşayan insanları nasıl rahat ettirebiliriz?” diye düşünür dururlar.

Benim gibi ayağı sarılı biri kaldırımdan inemeyince tabi ki bunları düşünür.

Göztepe benzinciden başlayın Kuyubaşı’na kadar devam eden minibüs yolunu bilenler düşünsün. İki yıl o yol üzerindeki cepleri açtırmak için uğraştım. Ben kaldırımlar dedikçe, onlar tamir ettiler, çiçek ektiler. Yazdıkça-çizdikçe kaldırımları güzelleştirdiler, süslediler. Ama ne demeye çalıştığımı bir yazar olarak anlatamadım. Sonunda ince ince anlattım.

İki yıl sonra küçük cepler açıldı. Tekerlekli sandalye ve bebek arabasıyla geçilmeye başlandı. O yol üzerinde beş tane hastane, çeşitli işyeri ve fırın, pastane olduğunu bin defa söylemiş ve yazmıştım. Yaşlıları da hesaba katarsanız memleketin yani İstanbul’un yüzde seksen beşinin karşıdan karşıya geçebileceği özellikli yol;  yaşlılar, engelliler, bebek arabalı anneler, pazar çantalı hanımefendiler, benim gibi bacağını zor kaldırabilenler için düzenlendi. Sonunda başardım. Tam Şafak Hastanesinin karşısındaki eczacı hanım bile umudunu kaybetmek üzereydi, bana “Siz bunu yaptıramayacaksınız” bile demişti.

Sigorta hastanesinin önündeki ışıklardan karşıya geçmek istediğiniz de önce adeta bir tepenin üzerine çıkıp ışıkları izliyordunuz. Sonra tepeden aşağı hep beraberce inip hürya karşıya kim tırmanabilirse tırmansın.  Yani yay geçidi engelliydi. Tepeden tepeye iniş çıkışlarla düzenlenmiş ışıklı trafik geçidi. 

Bazen sizi anlıyorlar da, uygulayanla işi alan, ya da projeyi yapanla kabul eden arasındaki kontrol kaybolursa bunları yaşayabiliyorsunuz.

İdealim engellilerin rahat tatil yapabileceği bir engelliler oteli yapabilmek. Bunu yaparsam kendimi başarılı sayacağım derken memlekette yol yok demeye başladım.

Ben biraz da engelli kardeşlerimi suçluyorum. Niye derseniz hiç ortalara çıkmıyorlar. Bir program yapıp haftanın belirli günlerinde sokaklara dökülmeyi, iş ilanları için beş on arkadaşımızın başvurması gerekiyor. Bir binaya gidip yukarılara çıkılamadığını hayal edin, ulaşmaya çalıştığınızı görenleri gözünüzün önüne getirin.  O işyerinin engeli nedeniyle bir kişinin oraya ulaşamadığını,  onlarca kişiye göstermenin sonucunda kazanılacak olanlar yeter de artar bile. 

Geldim ulaşamadım, görüşemedim.

Niye?

Sizin engeliniz yüzünden.Yukarı çıkmamı sizinle olmamı engelleyen, engelli yapınız yüzünden.

Arkadaşlar, herkesin öğrenme becerisi değişik olduğuna göre, bazıları görerek öğrenecek.

NEYİ?

Engellinin de yaşam-yaşama ve isteme- çalışma hakkı olduğunu…

Yukarı çıkılamasa, iş için görüşülecek ortam bulunamasa, geri dönülse bile kazançlı olan engelli yaşamıdır. Aslında oradaki engel; kendini engelsiz tanımlayan kişinin engelidir.

Bu durum karşıdaki kişileri düşündürecek, öğretecek, engelin ne olup olmadığını görsel öğrenme becerisi olanlara anlatacak. Artık Türkiye öğrenme becerilerini değiştirenlerin ülkesi oldu. TV’ler sayesinde. Ana baba öğütleriyle öğrenmeler bitti.  Öğrencilere dersler sadece anlatılmıyor; yaşayarak öğretiliyor, ya da göstererek kavratılıyor.    

Ben Bitez yolunda kaldırımdan yürüyemedim. Zaten o yüzden yazıyorum. Araba yoluna inmek zorunda  kaldım?

Niye?

Kaldırım üzerine yerleştirilen benim yürüyüş yolumu kapatan engelli zeka geriliği olan araba durakları yüzünden.

Durağı oraya kim yaptı?

Beni mutlu etmek, rahat ettirmek isteyenler. Seçtiğim, oy verdiğim yöneticiler.

05.07.2010

 

Değerlendir (1 oy, ortalama 5.00 yıldız)