Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

31 Mayıs Dünya Hostesler Günü.

Zehra Eliçin

info@bcdtr.com

Petia ile Tanışmak

Zehra Eliçin

2 yıl önce engelli öğrencilere yönelik bir Avrupa Birliği (AB) projesinde çalışırken tanıdığım, ve halihazırda yürütmekte olduğumuz engellilere yönelik Q4S (www.q4s.eu) projesinde de birlikte olduğumuz Petia isimli genç bir bayanı bu köşenin okuyucularına tanıtmak istiyorum. Özgüveni yüksek insanlara hep hayranlık duymuşumdur. Petia’yı size tanıtmak istememdeki en büyük etken de bu...

27 yaşında, zarif, şık, kendinden emin duruşuyla etrafındakilerin dikkatini çeken bu Bulgar bayan görme özürlü. Kendisiyle yurt dışındaki bir toplantıda tanıştık. Gayet düzgün bir İngilizcesi vardı. Marie Curie Enstitüsü’nü birkaç arkadaşıyla birlikte temsil ediyordu. Görme özürlü olduğunu fark etmek hiç de zor olmadı, çünkü gözlük kullanmıyordu. Engellilerle ilgili bir projede çalışıyor olması anlamlıydı. Dikkat çekecek derecede grubundaki diğer arkadaşlarından çok daha bilgiliydi ve toplantı süresince onların eksiklerini fark edip tamamlıyor, tartışmalara çekinmeden katılıyordu. Konu görme engelliliğe gelince proje koordinatörü İngiliz Profesör Valerie,  Petia’nın deneyim ve görüşlerine başvuruyordu. Ben ilk başta Valerie’nin bu yaklaşımını yadırgadım. Hani onun engelini ortaya çıkarıyor, konu ediyor diye. Ancak Petia onun özürlülük durumunun konu edilmesinden hiç rahatsız olmuşa benzemiyor, gülümseyen yüz ifadesinde hiçbir eksilme olmadan soruları yanıtlıyordu. MeğerValerie Petia’yı çok önceden, daha başka projelerden tanıyormuş. Tabii ki bu soruları sorarken onun özürlülüğünün gayet doğal birşey olduğunu düşündüğünü hissettirerek ve kibar bir şekilde soruyordu. Yine de ben Petia’nın bu olumlu reaksiyonunda Valerie ile aralarındaki samimiyetin daha fazla rolü olduğunu düşünmüştüm.

Ancak Petia’nın özgüveninin ne kadar yüksek olduğunu 6-7 ay sonra İstanbul’da düzenlediğimiz bir konferansta tam olarak anlayabildim. Bizim projemize paralel olarak devam eden birkaç AB projesi daha vardı ve hepsi de engellilerle ilgili olduğu için ortak bir konferans düzenlemenin STK’lar ve ilgililer açısından çok daha faydalı olacağına karar vermiştik. Bu projelerin özelliğidir; hepsi uluslararası özelliğe sahiptir ve birkaç ülkenin temsilcileri projeyi bir arada yürütür. Bu özellik nedeniyle bu konferans İngilizce iletişim kurularak gerçekleştiriliyordu. Her projeden bir veya iki konuşmacı çıkıp projelerle ilgili bilgi veriyor, çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcileri, Milli Eğitim Bakanlığı, Özürlüler İdaresi gibi farklı kesimlerden 50 kadar katılımcı sorularını yöneltiyor, güzel bir paylaşım ortamı yaratılıyordu.

Marie Curie Enstitüsü’nü temsil eden kişi Petia idi. Elektronik bir sunum dosyası hazırlamıştı. Salonun önüne, sunum perdesinin yanına geldi ve anlatmaya başladı. Ekranda görülenler aklında yazılıydı sanki. Hiçbirşeyi atlamadan anlatıyor, sonuna gelince de bilgisayarın başında oturan arkadaşına “ilerleyelim” diye yönlendirme yapıyordu. Katılımcılar konuşmasını hayranlık dolu gözlerle izlediler.

Kendinden emin, bilgi yüklü konuşması bittiğinde salon alkıştan inliyordu neredeyse. Sorusu olan var mı diye sordu ve gelen soruları tek tek yanıtladı. Hem çok iyi hazırlanmıştı hem de çok iyi sunmuştu. Birçok şirkette “etkili sunuş teknikleri” eğitimi vermiş bir kişi olarak Petia’ya sunumu için 10 üzerinden 10 puan vermiştim.

O kadar etkilenmiştim ki, o akşam yemeğinde özellikle Petia’nın yanında oturdum. Onun özgüveninden cesaret alarak nasıl bir eğitim sürecinden geçtiğini sordum. Dedi ki, “ben ilkokuldan beri hep normal okullarda okudum. Annem bu uğurda çok mücadele verdi”. Anlaşılıyordu, her toplumda durum az çok aynıydı. Birilerinin mücadele vermesi gerekiyordu ve bu anne kızının özgüven geliştirmesi için çok çaba sarf etmişti. Üniversiteyi bitirdikten sonra da ikinci bir dal olarak ekonomiyi seçmiş ve ihtisasını tamamlamış. Daha sonra da Finans konusunda ikinci bir master yapmış. Demek ki engelli diye ayırmadan, herkesin gittiği okullarda “kaynaştırma” eğitimi verildiği takdirde engelli bir insanın toplumda çok farklı yerlere gelmesi daha kolay oluyor.

Kişilik gelişimini olumlu etkileyen bu sürecin sonunda kendi durumunu hazmetmiş bir Petia vardı karşımızda. O hafta sonu düzenlediğimiz Boğaz gezintisine bazı proje ortaklarımız havanın bozuk olmasını gerekçe göstererek katılmadılar. Petia  o geziye hevesle katıldı. Eşim Alper kendisine sormuş; sen bu gezintiden keyif aldın mı diye. O da vapurun sallantısı, suyun sesi, havadaki akım, kalabalık arasında yürüyüş gibi birçok unsuru algılamanın ona yettiğini ve keyif aldığını belirtmiş. Hele hele Anadolu Kavağı’nda “noktayı bir balık lokantasında koyunca keyif katmerleniyor” şeklinde bir yanıt vermiş... Başka söze gerek yok sanırım.

 

Yeniden bu köşede buluşmak dileğiyle...

29.07.2010

Değerlendir (2 oy, ortalama 5.00 yıldız)