|
Zifiri karanlıkta yemek de neymiş
Bir içki markasının düzenlediği özel tadım gecesi için Londra'ydım. Gecenin konseptine uygun olarak, kör garsonların hizmet verdiği ve zifiri karanlıkta yemek yenen 'Dans Le Noir?' (karanlıklar içinde? demek) adlı restoranda yemek yenecekti… Doğrusu bu deneyim, beklediğimden çok daha ilginç oldu.
Herşeyden önce, 'Dans Le Noir?'ın zifiri karanlık olduğunu, içeri girene kadar beynim bir türlü algılamadı! İnsan bir şekilde bir yerden ışık sızacağını sanıyor, ama kesinlikle kör karanlıktasınız! İkincisi, karanlıkta kalınca göz kapaklarınızı sonuna kadar açma ve bağırarak konuşma ihtiyacı doğuyor. Resmen bebekleşiyorsunuz. Üçüncüsü, görmeden ne yediğimi anlamak ve diğer duyularımla hareket etmek, hiç kolay değil!
Paris'te 4 yıl önce açılan Dans Le Noir'ın Londra şubesi, şehrin kuzeydoğusundaki Clerkewell Road'da. Mütevazı ve loş bir girişi var. Yemek yenen kapkaranlık bölmeye girmeden önce barda viski içip ortama uyum sağlıyorsunuz. Restoran işletmecisi Dominique, kuralları hatırlatıyor: İçeriye cep telefonu, fotoğraf makinesi, saat, kısacası ışık saçan herhangi bir alet götürmek yok, kapıda teslim edin! Tuvalete önceden gitmeniz tavsiye ediliyor, yoksa karanlıkta yol bulmak zor. Görme engelli garsonumuz Nadine'le tanışıyoruz. Herkes birbirinin sağ omzunu tutuyor ve Nadine'in önderliğinde karanlığa yürüyüş başlıyor…

EKLEKTİK TATLAR
Garsonumuz bizi tek tek yerlerimize oturtuyor. O kadar karanlık ki burnunuzun ucunu göremiyorsunuz! Hatta ses izolasyonu için kalın süngerlerle kaplı duvarlar olduğunu el yordamıyla anlıyorsunuz. Masada sadece tabak, çatal, bıçak var. Restoranda bizden başkası yok ve makara yapmak serbest. Nadine, bu sabırsız ve gürültücü kalabalığa ustalıkla servis yapıyor. Ne yiyeceğimizi bile bilmiyoruz. Gecenin amacı, ne yediğinizi, ne içtiğinizi görmeden anlamak!
Dans Le Noir'da garsonların hepsi görme engelli, çünkü karanlıkta rahat hareket edebiliyorlar. Ama nizamı bozarsanız, mesela sandalyeyi arkaya kaydırırsanız uyarıyorlar. Peçeteyi bir güzel boynunuza asınca yemekleri dökme sorunu kalmıyor… Merak edenlere not: ''Fransız mutfağı ilhamlı, eklektik tatlar' hazırlayan şef Eugene Kuikhoven kör değil!
İtiraf edeyim ki hepimiz antrede çuvalladık. Beş dakika boyunca bu soslu, soğuk şeyin içinde ne olduğunu anlayamadık. Sonunda karides salatası olduğuna karar versek de, ıstakoz salatası olduğunu öğreniyoruz. Ana yemekte yine 'eklektik' bir tat sunuluyor: Balık olduğunu anladık, ama hangi balık? Somon paneymiş!
Sıra tatlıya geldiğinde herkes bitap düşmüş vaziyette, çünkü karanlıkta yemek gerçekten zor bir iş. Puding gibi bir şey yiyoruz, meğer 4 farklı aromayla yapılan mus çeşitlemesiymiş.
Yemeğin sonuna doğru aydınlığa kavuşmak için sabırsızlandığımı fark edip neredeyse utanıyorum. 1.5 saat karanlıkta kalmak, bu kadar eğlenceli ve doyurucu bir nedenle de olsa, sarsıcı bir deneyim. Nitekim grubun 'gece kuşları' birer birer düşüyor, Londra barlarının tavafı başka bir zamana bırakılıyor…
Dans Le Noir?, 30-31 Clerkenwell Green, Londra
Tel: +44 20 7253 1100
Lady Lezzet
|