Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça
Site Google Bing

Rehan Yarmaoğlu

Kağıttaki Haklara Erişim Yolunda…

Bugünkü yazımın başlığı “Özel Eğitimde Teknoloji Kullanımı” olacaktı ama sizlerden gelen bir mesaj doğrultusunda gündemimi değiştirmeye karar verdim.   

 Yardımcı Teknoloji ve ürünlerine yönelik kısa bilgiler verdiğim “Özten’in Sorusu” başlıklı yazıma “sgurbey” rumuzlu site okuyucumuzun şöyle bir yorumu olmuş :

“Sayın Yazarım, Öncelikle bu güzel bilgileri bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim.

Teknoloji ile engellerin aşılabileceğini görmüş olmak güzel ama tabi herkes bu teknolojiye ulaşamıyor. Ben ayağa kaldıran bir tekerlekli sandalyem olsun istiyorum ama bunu sosyal güvencemiz kapsamında alabilmek için bile bir sürü hukuki yolu aşmak gerekiyor. Sonunda alabilecek miyim bilmiyorum ve şunu da düşünüyorum acaba aldığımda onu kullanabilecek şu anki sağlığa sahip olabilecek miyim(?) Saygılarımla..”

Bu  samimi mesajın  geniş bir engelli gurubunun  sesi olduğunu biliyorum. Ülkemizde yaşanan bir gerçeği dile getiriyor. 

Bu gerçekliğe bugün farklı bir pencere açmayı, başka bir açıdan bakmayı denemek istiyorum. Bunun için  öncelikle, ülkemizdeki “engelli hakları”na yönelik bazı bilgileri  sizlerle paylaşmam gerek.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 13 Aralık 2006 tarihinde 50 maddelik bir “Engelli Hakları Sözleşmesi” sundu. ( Orijinal metin T.C. Özürlüler İdaresi Başkanlığı web sitesinde www.ozida.gov.tr  yayınlanmıştı. )

Hukuki bağlayıcılığa sahip olan bu sözleşme, Mart 2007’de ülkemiz tarafından imzalandı ve sözleşmeye yönelik olarak düzenlenen kanunlar 18 Aralık 2008’de yürürlüğe kondu.

Hukukçu değilim elbet ama sıradan biri olarak engelli haklarını ve yeni yasal düzenlemeleri okuduğumda, engellilerin hukuksal düzlemde sağlık-bakım-eğitim  hizmetlerine, bilgiye, teknolojiye, her alanda ihtiyaç duydukları özel araç/gereçlere… ücretsiz olarak erişiminin  garantilendiğini  görüyorum.

Yine sözleşme gereği, şehirlerde ulaşım, mimari düzenlemeler, engelliye yönelik bakım-rehabilitasyon-eğitim hizmetleri konularında özel projelerin hazırlandığını, ülke genelinde halen yürütüldüğünü internetten takip ediyorum. 

Buraya kadar herşey gayet güzel görünüyor.

Ancak,  aydınlık ve insana umut aşılayan bu güzel sahnenin arka tarafında halen karanlık olan bazı alanlar var.

 •Engelliler ve aileleri yasal olarak kendilerine sunulan haklardan ne ölçüde haberdar?

•Haklara erişim için başvurulan merkezlerdeki yetkililer, bu haklardan, yeni düzenlemelerden ne ölçüde haberdar?

“Böyle bir şey yok” veya “başvurunuzu bir de şuraya yapın,  filancaya gidin” benzeri cevaplar karşısında başını eğip, yorgun, küskün, öfkeli olarak evine geri dönen öyle çok engelli ailesi tanıyorum ki… !

Evet. Ülkemizde kağıt üzerinde engelli hakları gayet “doğru, medeni ve tanımlı” görünmekte. Ancak uygulamada yaşanan sıkıntılar, yanlış bilgilendirmeler, bürokratik gecikmeler, tüm bu güzel gelişimleri, değişimleri maskeliyor, perdeliyor.

Fark yaratan, yaşamda belirli bir duruş sergileyen insanların biyografilerini okuduğum zaman şunu gözlemliyorum. Tüm bu insanların temel bir ortak özellikleri var.

Bu insanlar “soruna değil ancak çözüme odaklı” olarak yaşıyorlar. Yaşadıkları her düşüşte, sıkıntıda, şikayet etmek, depresyona girmek yerine derhal farklı çözüm yollarını, olasılıklarını düşünerek kolları sıvıyorlar. Hedeflerine öyle bir ısrar ve inatla kilitlenip odaklanıyorlar…

Ben bu insanları biraz kedilere benzetiyorum.  Kedi birşeyi kafaya takarsa eninde sonunda onu yapar. Size de ancak teslim olmak düşer. Kapıdan kovarsınız, camdan girer. Pencereden kovarsınız, bacadan girer. Mutlaka bir yol bulur.

Bu doğrultuda düşünecek olursak :  

Acaba ülkemizde engelli haklarına sahip çıkılması, uygulamaların doğru olarak ve makul sürelerde  yürütülmesi  hususunda bizler neler yapabiliriz?

Şahsi önerim şöyle olabilir: 

1-Öncelikle bireysel olarak temel haklarımızı bilmek. Bunları gerekiyorsa yazılı olarak yanımızda taşımak.

2-Haklarımızı almak için gerekli mercileri araştırmak, bilmek ve bu makamlarla sözlü, yazılı temasta olmak.

3-Haklarımızı almak için, sabırla, sükunetle, küsmeden, vazgeçmeden bir kedi gibi ısrarcı, kararlı olmak.

Sorunlar karşısında farklı çözüm alternatifleri düşünmenin, zihinsel çaresizlik ve önyargı engellerini törpülemenin, gerek bireysel, gerek toplumsal düzlemde büyük değişimlerin anahtarı olduğuna inanıyorum. Farklı yollar denersek ne kaybederiz ki?

Sevgili “sgurbey”,  lütfen tekerlekli sandalyenizin peşini bırakmayınız. Sürecin sizi bu denli ümitsizliğe düşürecek kadar uzamasının nedenleri ne olabilir? Lütfen cevap isteyiniz.  Sandalyenize ulaşmak için başka neler yapabilirsiniz? Farklı yollar düşünüp,  gerekiyorsa farklı mercilere danışınız. Ve lütfen umutlarınıza sahip çıkınız. Güzel haberlerinizi bekliyorum.

Bugün özellikle sizlerle paylaşmak istediğim diğer bir konu ise “YGS’de Görme Engelli Adaya, İşitme Engelli Okutman” başlıklı haber. 

Bu haber, geçen haftalarda, basındaki farklı gündem yoğunlukları arasında şöyle bir göründü ve kayboldu gitti. 

Haberin TV’de önce alt yazısını gördüm. İlk okuduğumda Şahan’ın, Yavuz’un… bir şaka programını seyrettiğimi zannettim. Yanılmışım.

Ciddi bir haber kanalının 18 haberlerini izliyormuşum. Haberin vurgusu  “böyle bir hatanın nasıl yapıldığına ve adayın yaşadığı sıkıntılar ve zaman kaybına”  yönelik idi.  Evet pek tabii bu vurguya kimin itirazı olabilir ki?

Ancak benim zihnim o günden beri başka bir yere takıldı kaldı.

Görme engelliler için kabartma yazı (braille) basan yazıcılar, Yardımcı Teknolojinin ileri teknoloji ürünleri arasında yer alır. Yüksek kapasiteli basım yapabilenlerinin fiyatları epeyi yüksektir. Öyle “ha” deyince alıp evinize, ofisinize koyamazsınız. 

Gayet net biliyorum ki, ülkemizde bu yazıcıların en gelişkinleri pek çok kurumda bulunuyor. Bu yazıcılardan görme engelliler için bültenler basan belediyeler, kurumlar var. Hatta, 12 Haziran seçimlerinde görme engelliler için kabartmalı oy pusulaları bu yazıcılardan basılacak.

Peki gelelim zihnimde cevap bulamadığım soruya : “YGS’de bir milyon, yediyüz küsur bin adaya ayrı ayrı soru kitapçığı basılırken, görme engelli adaylar için kabartmalı soru kitapçığı basılmamasının nedeni nedir acaba? “

Bu sorunun makul ve mantıklı bir cevabı varsa, biliyorsanız, bana iletir misiniz lütfen? 

Sevgilerimle.

21.04.11

Değerlendir (7 oy, ortalama 5.00 yıldız)
Yorumlar
sgurbey
Engel durumuna göre sınavlarda soru hazırlansa...keşke!!!
Görme Engellilerin sınavlarda yaşadığı sıkıntıya değinmişsiniz! Aslında sorunlar çözümsüz değil, herşeyin bir çözümü var fakat yeterki bu istensin... yaşama birşekilde tutunmaya çalışan herkes yaşamın içinde kendine bir yer bulabilsin. Biz bunları yazıyoruz ve umarım hepimizin bu anlamda katkımız oluyordur. Saygı ve Sevgilerimle...
sgurbey
Merhaba Rehan hanım,
Öncelikle böylesine önemli bir konu üzerinde durduğunuz için yazınızda yer verdiğiniz (benden de bahsettiğiniz) için teşekkür ederim. Ben hukuki olarak hakkım konusunda mücadeleye devam ediyorum ve sonuçlanana kadar da mücadele etmeyi sürdüreceğim fakat sonu ne olacak bilmiyorum? Ayağa kaldırılan sandalyeyi aldığımda da sorunlar bitmeyecek biliyorum nitekim ilk başlarda bu sandalyeyi almış olan tanıdıklarım var fakat biten aküleri pahalı olduğundan alamadı ve kullanamıyor.... !!!