Renk Değiştir Lila Mor Siyah Turkuaz Yazı Boyutu A A A | Erişilebilirlik | Kontrast Renk Pembe Sarı
Yaşadıkça

Site Google Bing

Kitaplık

Mithat Eser’in Engelli Sahabiler Kitabı

Zihinsel ya da ortopedik engelliler, sağır, dilsiz ve görme engelli (âmâ) sahabiler… Doç. Dr. Mithat Eser’in ‘Engelli Sahabiler’ kitabından Peygamberimiz’e yakın, hafızamıza uzak hayat  hikâyeleri…

 

Geçtiğimiz günlerde ‘Engelli öğretmen olur mu olmaz mı?’ konulu nahoş bir tartışma geldi gündeme. Meclis Dilekçe Komisyonu’na iletilen ‘engelli öğretmen alımı yapılması’ isteği üzerine eski Bakan Ömer Dinçer döneminde gelen Milli Eğitim Bakanlığı görüşü herkesi şaşırttı. Zira “Öğretmenlik bedensel engeli bulunanlar tarafından icra edilebilecek mesleklerden değildir.” deniliyordu o görüşte. Cevaba herkes gibi Başbakan Tayyip Erdoğan da sinirlenmiş olacak ki çok geçmeden engellilere atama müjdesi verildi. Peki, engelli olmak kişinin sosyal hayatına gerçekten engel mi? Bu soruya en güzel cevabı fiziksel veya zihinsel özürlerine rağmen hayata tutunan 143 Peygamber aşığının öyküsünü anlatan ‘Engelli Sahabiler’ kitabıyla Doç. Dr. Mithat Eser veriyor.

 

Vaaz İçin Kaynak Bulamayınca Kitap Yazdı

Yüksek Lisans ve Doktorasını İslâm tarihi üzerine yapan Doç. Dr. Mithat Eser, Muş Alparslan Üniversitesi Ortaçağ Tarihi Anabilim dalında görevli. Nesil Yayınları’ndan çıkan kitabın tohumuysa Diyanet İşleri Başkanlığı’nda vaiz olarak görev yaptığı günlerde yeşermiş. Bir cuma vaazının konusu ‘ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde engellilik’tir. Konuyla ilgili yaşanmış öyküleri anlatmanın önemli olduğunu bildiği için engelli sahabiler, Hz. Peygamber’in (as) onlara yaklaşımı ve onların hayat hikayelerini araştırmaya başlar Eser. Ancak bulduğu kaynaklar bir elin parmaklarını geçmez. O günden itibaren tabakat eserleri diye isimlendirilen, Allah Resûlü’nün (sas) arkadaşlarının hayatlarını anlatan biyografi kitaplarını okumaya ve konuyla ilgili örnekleri toplamaya başlar. Tabii engelli sahabilere ilgisinin tek kaynağı bu değildir.

 

Öldürülen de Var, Tecrit Edilen de

“Çok sevdiğim bir dostumun ve özellikle bu araştırmaya başladığım zaman kapı komşumuzun kızının ortopedik engelli olması beni etkiledi. Komşumuzun aile fertleri içinde yaşanan olaylar ve duyduğum bazı konuşmalar sebebiyle, İslam’ın ve kutlu peygamberin engellilere yaklaşımını öğrenmenin ve mesajlarının engellilere, onların aile fertlerine ve bütün insanlara ulaştırılmasının gerekli olduğuna inandım.” diyor Mithat Eser. Ayrıca, engellilerin insanlık tarihi boyunca öldürülerek onlardan kurtulmaktan hayattan tecrit edilmeye, fuhuştan zorla dilendirilmeye kadar pek çok insanlık dışı muameleye maruz kaldığını anlatıyor. Tüm bunlardan sonra özellikle İslâm’ın ve Hz. Peygamber’in engellilerle ilgili yaklaşımı onu hayli etkilemiş. Ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerin rehberliğinde engelliliğin kişiye bir ceza değil ‘imtihan’ aracı olduğunu fark etmiş. “Geçmişte İslam dünyasında, günümüz engellilik yaklaşımlarıyla örtüşen çalışmaların olması benim için dikkate değer bir husus oldu.” diyor Eser.

 

‘Bu Köleyi Kim Satın Alır?’

 

Zahir b. Haram’ın hayat hikayesi, özellikle Efendimiz’in (sas) ona yaklaşımı Mithat Eser’i en çok etkileyenlerden. Görüntü itibarıyle insanların arasına karışamayacak derecede engelli olan bu sahabi, sadece temel ihtiyaçlarını karşılamak için pazara gelen, onun dışında insan içine çıkmayan bir kişidir. Taşrada oturan bu sahabinin Medine’ye geldiğinde hediye getirdiği ve uğradığı tek bir kişi vardır, o da Allah Resûlü. İslam Peygamberi bu kişiye değer verir ve bunu ifade etmek üzere “Zahir, bizim taşramızdır; biz de onun şehriyiz.” derdi. Zâhir pazarda bir şeyler satarken Hz. Peygamber, şaka yapmak üzere onun arkasından gelir, elleriyle gözlerini kapatarak ve kucaklayarak “Bu köleyi kim satın alır?” der. Zâhir, “Beni herkes değersiz görür, Ya Rasûlallah!” deyince Allah Resûlü, “Sen Allah katında değerlisin.” buyurmuştur.

 

Hakkında Ayet İnen Âmâ

Allah Resûlü İslam’ı daha geniş kitlelere yaymak maksadıyla Mekke’nin ileri gelenleriyle ilgilendiği bir zamanda âmâ Abdullah b. Ümmi Mektûm, yanına gelip O’na bir şeyler sorar. Peygamberimiz meşgul bir anında rahatsız edilmesi üzerine yüzünü çevirir. Bunun üzerine şu ayetler nazil olur: “(Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek. Kendini (sana) muhtaç görmeyene gelince, sen ona yöneliyorsun. Oysa ki onun temizlenip arınmasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak ve (Allah’tan) korkarak sana gelenle de ilgilenmiyorsun.” (Abese, 1-10) Bu olaydan sonra Hz. Peygamber’in Abdullah b. Ümmi Mektûm’a ‘Rabbimin beni kendisi sebebiyle azarladığı kişi’ şeklinde hitap ettiği rivayet ediliyor. Ayette aynı zamanda âmâ olan Abdullah b. Ümmi Mektûm da gözü gören kimselere nasip olmayacak bir şerefle taltif edilmiştir.

 

Zihinsel Engelli Sahabi Kandırılınca…

Zihinsel engelli sahabilerin başında Peygamber Efendimizin ihtimam gösterdiği Habban b. Münkız geliyor. Kafasının beyin zarına kadar yarılmasıyla sahip olduğu engel, onun Allah Resulü’ne dost olmasına mâni olmamış. Habban’ı tanımayanlar çarşıda pazarda onu dolandırmaya kalkınca imdadına Halife Hz. Osman yetişirmiş hep. Habban b. Münkız, Hz. Osman vefat ettiğinde durumu sorduğu kişilerden öldüğünü öğrenince gözyaşlarını tutamayarak vefasını göstermiştir.

 

01.03.2013 - Zaman

 

Değerlendir (Henüz oy almamış)