Hani sevdiğimiz arayamayız ya. Hatırını soramayız. Biliriz ki merhaba deyince bizi affeder.
Bizi bekliyordur. Oysa ki bizim de yüreğimiz onun için hızlı hızlı çarparken; görüşemedik, konuşamadık diye düşünürüz.
Ben de sizlerle benzer bir şeyler yaşıyorum galiba. Daha sık yazmak, daha sık paylaşmak her zaman dileğim. Bazıları kalemi eline alır yazacak bir şey bulamaz onun içindir az yazması, arada sırada yazması. Benimki daha da farklı. Yazmanın dışında da pek çok şeyi yapmak istemek, belki de yapmak demeliyim. Çok kişiyle yaşamak, farklı alanlarda yol almak. Sakın bunu gel geç gönüllüymüşüm gibi algılamayın. Belki de beni ne kadar okuduğunuzdan pek emin olmadığım içindir arada sırada yazıyor olmam. Bir yorum, bir not bulamadığım zaman da biraz yavaşlıyorum. Sizler de bir cümleyle bir sözle katkı sağlasanız belki de hızlanırım, yeni bir şeyleri yazmadan duramam. Bu güne kadar olmadı. Düşünmesem de arada sırada ben yazıyorum ben okuyorum düşüncesine kapılmadım diyemem. Kızıltaş’ın okunuyor seni seviyorlar demesi olmasa belki de tek okuyucumun kendim olduğunu düşünmeye başlayabilirim. Ben değişiğim. Güzel bir ürün kullansam, oturur mail atarım imal edenlere. Bir film izlesem birkaç satır yazarım onu yönetenlere. Ya da bir şarkı dinlesem. Bazıları suskunmuş nedense. Bunu da Kızıltaş söyledi bir sohbet anımızda
Bu günlerde çok kitap okudum, okumak zorundaydım. Acıkmıştım neler olup bitiyor, neler yayımlanıyor diye merak içindeydim. Bu kez yazmakla zaman bulmak niyetindeydim. Bir de yıllardır süren sevilen projeler var beni avucunun içine alan. Birisi trafik kazalarına dur deme adına her yıl yapılan Onur Güvener Öykü Anlatı yarışması. İşte geldi. Hazırlıklar çok yoğun bir şekilde devam ederken gelecek yıl daha iyi ne yapabiliriz dedirten bir yarışma. Trafik kazalarına dur deme adına yapılan yarışmanın katılımcılarını bulmak, basın bültenlerini yazmak ve programın akışını temin etmek, salon ve tören kokteyl ve konuklar. Başlı başına bir iş olduğunu her program bittiğinde düşünüyorum da öbür program başlayana kadar bir yıl içinde unutup gidiyorum.
Bazen bir projenin devam edebilmesi için sizin yanınızda da o heyecanın hiç sönmemesi lazım. Kalıcı bir proje istediğiniz çok düşünmeniz gerekiyor. Uzun süre başlatanın götürmek zorunda kalacağı bir çalışma maddi ve manevi yönden sizi çok zorlamaya başladığında vazgeçme gibi bir durumla karşılaşabilirsiniz, ilk andaki heyecanınız donuklaştıysa.
Başlamadan önce ilk düşünceniz kendinize bir soru sormak olmalı. Ben bu işi ne kadar istiyorum, olmazsa neler olur olursa neler olur. Hangi işe başlarsak başlayalım bu soruları sorarak yola çıktığımızda başarılı olacağımızı size söylemeliyim. Şu anda aklınızda evlenmek, seyahate çıkmak, bir sınava girmek; ya da bir kursa başlamak bir işi almak, yeni bir mahalleye taşınmak gibi düşünceler olabilir. Kendinize bu soruları sorarak başlarsanız yol alırken sıkıntı yaşamazsınız.
Bazı projeler bazı planlar ilk anda bizi çok heyecanlandırabilir. Hani o hızla gelen aşklar vardır ya yıldırımdır onlar. Bir bakarsınız başladığı gibi bitmiş. Zaman o kadar kıymetli ki başladığı gibi bitecek uğraşlara hiç gerek yok diye düşünmeliyiz. Önce sorularınızı sorun sonra yola çıkın. Soruları sormanızın nedenini de hiç unutmayın. Kalıcı, sürekli, her an ilerleyen, her zaman sizi heyecanlandıran bıkkınlık yaratmayan beraberlikler yaşamanız için. Plansız yola çıkmazsanız yolda kalmazsınız. Maddi işlerinize yaptığınız planları, gönül işlerinize de mutluluğunuza da yapmalısınız. Hele huzurunuz için sakın plansız yola çıkmayın. En güzel plan kendinize soracağınız birkaç soruyla yapılabilir.
12.05.11













Önceki
Yazdır
Yorum Ekle
Arkadaşıma Gönder
Paylaş
Facebook
Twitter
Google
MySpace
Yahoo