Fizyoterapistler Sokağa İni...

 

13.06.08 - Yarım asırdır, ülke insanına hizmet veren fizyoterapistler göreve başladıkları ilk günden bu yana hastaların sağlığına kavuşması için gecesini gündüzüne katarak çalışıyor. Bunca yıldır tek bir fizyoterapist bile sesini çıkarmadan; ettiği yemine sadık kalarak, hastalar mağdur olmasın diye bu görevi yapmaya çalıştı ve çalışıyor fakat geçen yarım asra rağmen özlük haklarında tek bir iyileşme sağlanamadığı gibi durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor.

 

Yarım asırdır durum hemen her Sağlık Bakanına anlatıldığı halde bir ilerleme de sağlanamadı. Türkiye'de fizyoterapistler çalışma koşullarını düzenleyen bir yasaları olmadan çalıştırılıyor. Dünyada bir benzeri olmayan bağımlı çalışma sistemine mahkum ediliyorlar. Avrupa'da bütün branş doktorlarıyla birlikte çalışıp kendi tedavi programını planlayan, uygulayan ve yaptıklarının sorumluluğunu üstlenen bir fizyoterapist profili varken; Türkiye dünyada eşi benzeri görülmemiş bir uygulamaya imza atarak, fizyoterapistlerin "fizik tedavi hekimi" dışındaki hekimler ile çalışmasını engellemektedir.

 

Bu durum hasta mağduriyetine yol açmakta hizmete ulaşımı güçleştirmekte ve devletimizin ekonomik kayıplar vermesine neden olmaktadır. 

 

İlk mezunlarını 1965 yılında  vermiş bir mesleğin, hala 1928 ve 1937 yılında yapılmış yasalara göre yönetilmesi ve aleyhte alınan mahkeme kararlarına rağmen fizyoterapistlerin mağduriyetlerinin giderilememesi Sağlık Bakanlığının hatalı stratejiler izlediğinin bariz bir göstergesidir. Dört yıllık bir eğitime rağmen hiçbir yasal ve özlük hakkı olmadan çalıştırılan fizyoterapistlerin mağduriyeti Sağlık Bakanlığı'nın yanlış tercihleri ve mahkeme kararları sonucu her geçen gün artmaktadır.

 

Bazı bakanlık birimleri, artan fizyoterapist açığının giderilmesi için hastaları ehil ellerden alıp meslek lisesi mezunu acil tıp teknisyenlerinin eline teslim etmektedir.  Bakanlık bünyesinde faaliyet gösteren bazı birimler bu da yetmiyormuş gibi hastanelere gönderdiği genelgelerle fizik tedavi gibi son derece yetkinlik gerektiren bir uzmanlık dalının birkaç günlük eğitimlerle hemşirelere öğretilip hasta tedavi etmelerini teklif etmekten geri durmamıştır.

 

Avrupa Birliği hedefine rağmen Avrupa ülkelerindeki sistemin tam tersini dayatan ve bu düşüncesinde ısrar eden Sağlık Bakanlığı fizyoterapistlerin sesine bugün kulak vermelidir.

 

Her 100 kişiden 12'si engelli olan bir ülkede fizik tedavi hizmetlerine layık görülen bu yaklaşım, AB kapısında ki Türkiye'ye yakışmıyor. Hukuksuz ve gayri insani yaklaşımlar karşısında yıllardır susan ve sadece işini yapan fizyoterapistler artık yeter diyor. Bıçak kemiğe dayandı.

 

Türkiye'nin dört bir yanından gelen  fizyoterapistler beyaz önlükleriyle  yürüyecek ve beklentilerini karşılamayan diplomalarını uçan balonlarla gök yüzüne bırakacaklar.

 

Türkiye Fizyoterapistler Derneği

 

14 Haziran 2008, Cumartesi / aHProgram

 

09.30                Hacettepe Merkez kampüsünde buluşma

10.00 -10.30    Abdi İpekçi Parkına toplu yürüyüş

11.00                Konuşmalar ve Basın Açıklaması

12.00                Diplomaların gökyüzüne bırakılması

12.30 -13.30     Hacettepe Kırmızı Salonda, il temsilcileri ile yapılacak toplantı