Bundan beş yıl önce ABD ne diyordu Sevgili Kızıltaş ? “Irak’a barış ve demokrasi getireceğiz, Irak halkını Saddam zulmünden kurtaracağız” diyen ABD ve yandaşları bugün bir milyonu aşkın mazlum Iraklı’nın katili değil mi? Emperyalizm ve onun ekonomik partneri kapitalizmin yüce tanrının yarattığı en kutsal varlık olan insana biçtiği değer günümüzde apaçık bir şekilde yeterince sergilenmiyor mu? Dünyanın birçok köşesinde yaşanan terör olayları ve savaşların beslediği uluslararası sermaye doymak bilmiyor. Güya dünya barışını sağlayacak, insan haklarını ve demokratik yaşam biçimini geliştirecek, hak ve adalet dağılımında adil ve eşitliği öngörecek, ekonomik ve sosyal alanlarda ilerlemeyi ve paylaşımı esas alacak uluslararası örgütler göstermelikten öteye gidemiyor. Başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere, kendi ülkelerinin ve insanlarının refahı için parçalanan ulusların, söndürülen yuvaların, ödürülen ve sakat bırakılan, açlık ve yoksulluğa terkedilen insanların farkına ne zaman varacak bu dünya ? Sevgili Kızıltaş, bu yazımda alışılmışın dışında farklı bir uslup, farklı bir tarz kullandığımın ben de geç farkına vardım. Kafamda kurguladığım, okuyucularla paylaşmak istediğim duygu ve düşüncelerim aslında bu değildi. Biliyorsun, neredeyse otuz yılı aşkın bir süredir adeta savaştığımız, uğraştığımız, engelli insanlarımızı topluma kazandırmak uğruna elde ettiğimiz kazanımların birer birer geri alınması konusunda bir şeyler yazmaktı amacım. 20 Kasım genelgesine, emlak vergisi muafiyetine, kamuda ki engelli istihdamı konusundaki sorumsuzluğa, özel eğitim alanındaki rant kavgasına, yıllardır bir arada olan, oy ambarı görülen engelli kitlesinin örgütlerinin “bizden olanlar ve ötekiler” şeklinde bölünmesine, kimileri için siyasi ve mesleki fırsat olarak değerlendirilmesine, engellilerin sömürülmesi ve istismar edilmesine, binbir çabayla kurduğumuz Özürlüler İdaresi’nin siyasi tercihlerle başına getirilenlerin yargı önünde düştükleri durumlara değinmek istiyordum. Ama olmadı, “BASRALI ÖMER’İN MEKTUBU” ağır bastı. Saat şu anda 02.15.Gecenin bu saatinde başta bizim, sonra dünyanın birçok yerindeki “ÖMERLER” öne çıktı, sardı benliğimi ve de yüreğimi. Seninle ve Yasadikca.com’un sevgili ziyaretçileriyle bu mektubu paylaşmak istedim. Ömer’in kopan ayaklarına giyemediği o ayakkabıları ABD’li generalin kendi çocuğuna giydirmesi duygusuyla... BASRALI ÖMER’İN TOMMY FRANKS’A MEKTUBU * Yemin olsun ki asra. Bu zulüm yerde kalmaz Önce mevtül insanlık Sonra harabül Basra. Ben Basra’dan Ömer Belki haberin yoktur diye yazıyorum Franks; Önce demokrasi yağdı göklerden Sonra özgürlük geçti üstümüzden Palet, palet... Ve insan hakları namlularından Yüzü maskeli adamların Saniyede bilmem kaç bin adet Demokrasi bizim eve de isabet etti. Bir gün sonra anladım ayaklarımın koptuğunu Babamın vücudunda tam onsekiz adet insan hakları saymışlar. Annem zaten yoktu. Ben doğarken ilaç yokluğundan ölmüş. Ambargo falan dediler ya, Anlamadım çocuk aklı işte. Sen daha iyi bilirsin... Sizde de barış böyle midir Franks? İnsan hakları çocukları yetim ve ayaksız bırakır mı orada da? Ya demokrasi? Güpegündüz pazara düşer mi? Ve zenginlik... İnsanları korkudan uykusuz bırakır mı? Ve kuşlar gökyüzünü terkeder mi orada da? Babamla söylediğim son dua dilimde... Ayaklarım hastanede, Ve giymeye kıyamadığım ayakkabılar elimde kaldı. Çocuğun var mı Franks? Al...çocuğuna götür onları, bir işe yarasın. Kimbilir baktıkça belki beni hatırlarsın. Bu nasıl demokrasi, düştüğü yeri yaktı. Merhamet hür dünyaya bu kadar mı Iraktı? *Irak’ı işgal eden ABD ordusu generali













Önceki
Yazdır
Yorum Ekle
Arkadaşıma Gönder
Paylaş
Facebook
Twitter
Google
MySpace
Yahoo