Bu ilk yazım olacak sizlerle paylaşımda bulunduğum ama son olmayacağından emin olabilirsiniz. Öncelikle kendimden biraz bahsetmek istiyorum. 1986 İstanbul doğumluyum. İşletme Fakültesi ve Bilgisayar Programcılığı bölümlerinde okudum. Şuan da ise Açık Öğretimde Uluslararası İlişkiler 1.sınıf öğrencisiyim. 2,5 sene kurumsal bir kozmetik şirketinde müşteri hesapları ağırlıklı bir işte çalıştım ve şuan da yine kurumsal bir lojistik şirketinde yazılım departmanında çalışmaktayım.
2004 yılında lise son sınıfta iken bir çeşit kas hastalığı teşhisim konuldu. O dönemde günlük hayatımı etkileyebilecek durumda değildi ama zaman içerisinde ilerleme gösterdi. İlerleyen bir tür olması dışında kendi yaptığım hatalarda hastalığımın ilerlemesini sağladı.Bu düşünceden yola çıkarak ilk yazımda genel olarak engellilerin yaşadığı sorunlarla birlikte, engelli olarak bizlerin yaptığı yanlışlardan da bahsetmek istiyorum. Yani iğneyi öncelikle kendimize, çuvaldızı da başkasına batırmayı öğrendik mi diye düşünmenin güzel olabileceğine inanıyorum.
Hafta sonu özellikle kendime durup baktım, son zamanlarda daha bir agresif olmaya başladığımı düşündüm. Bazen öyle garip şeylere kızıp, etrafımdakileri üzüyorum ki, bu sebepsiz öfkenin belirli dönemlerde nöbet gibi geldiğini görüyorum. Düşündüm eskiden de böyle miydin Simge diye, aldığım cevap hayır oldu. Derneklerden ya da sosyal çevreden, iş ortamından tanıdığım engelli bazı dostlarıma da bakınca tek kendimin öyle olmadığını görüyorum. Nedir bizi bu kadar hırçın kılan şey? Evet, hayat şartlarımız yeterince zor birde bunun üstüne sağlık problemleri eklenince daha da zor oluyor. Sanki etrafımızdakiler sorumluymuş gibi bundan en yakınımızdan sinirimizi çıkartıyoruz. Oysa ki şuan da düşününce ne kadar da yanlış bir bakış açısı ya da hareket, tutum her neyse…
Sonra şöyle bir baktım camdan kafamı dışarı çıkarıp, binalar daha da mı büyümüş, hiç yeşil alan kalmamış mı, yollar daha bir yokuş olmuş sanki… Zengin daha bir zengin, fakir daha bir fakir olmuş. Ama kimse bozulan düzene aldırmadan bencilce yaşamaya devam etmiş.
Haberleri açtığımda her yerde cinayet, sahtekarlık, yalanlar,savaşlar. Ara da bir haber gördüm engellilerle ilgili sevindim bir an belki gerçekten sesimizi duyuran bir haberdir diye ama baktım ki o da boş. Yine arkada dramatik bir şarkı ve bir engelli dramı. Ne zaman engelli insanlara bakış açısı değişecek çok merak ediyorum. Bir sağlık problemi olabilir ama o da insan, o da hissediyor, seviyor, gülüyor, eğlenmek istiyor, diğer insanlarla eşit haklara sahip olmak istiyor. Neden hep dram arada engelli başarıları altında bazı güzel haberlerde olmuyor değil ama nadir. Acaba biz engelliler olarak kendimiz mi yaratıyoruz bunu diye düşünmedim değil hani benim öfkemi yakınlarımdan çıkarmam gibi bizde birbirimizden mi çıkarıyoruz acaba farkında olmadan? Bir sürü dernekler var etrafta, oraya giden insanlar, aileler var. Peki neden hala etrafta bir yığın işsiz, evinden çıkmayan, yeterli sağlık desteği alamayan, yeterli bakımı sağlanmayan, sosyal hayatta olamayan engelliler dolu? Neden hala benim kapımın önünde dizime yakın bir kaldırım var? Neden hala belediye otobüslerine binemiyoruz? Neden her yerde görme ya da işitme engelliler için işaretler yok? neden rampalar yok yada sadece görüntü olsun diye yapılıyor? Ve neden bunlarla ilgili haberler yok?
Çevremizde ki insanların engellilere karşı tutumlarına ne demeli? İşverenlerin, komşuların, arkadaşların, yolda gördüğümüz teyzelerimizin, amcalarımızın, kardeşlerimizin. Ah ah, vah vah acımaların, üzülmelerin, bazılarının ise değersizce bakışlarının ya da size artık hiçbir şey yapamaz gözüyle bakışların. Belki de en büyük sıkıntımız bu insanların gözünde ki engelli tabusunu kıramamak. Ama inanıyorum ki eskiye göre bu tabu yavaş yavaş yıkılıyor ve yıkılmaya da devam edecek.
Sorulacak o kadar çok soru, o kadar çok verilmeyen cevaplar var ki… Yazmak istediğim yada yazılacak bir o kadar da konu var. İlk yazımda kısaca bazı noktalara değindim, umarım zamanla bu noktaları çoğaltarak bir çizgi yaratabilirim.
İğneyi kendime batırmaya devam ediyor ve yapmaya çalıştığım şeyler dışında yapamadıklarım için tüm engelli dostlarımdan özür diliyorum. Ailemden; annem, babam, ablam ve erkek arkadaşımdan onları üzdüğüm zamanlardan, gerçekten çok güçlü olmam gerekirken çevre, insanlar ve kendi tutumum yüzünden güçsüz olduğum zamanlardan.
Son olarak bu yazımı okuyan bütün engelli, engelsiz arkadaşlarıma şunu öneriyorum, aynaya bakın ve neler yapabileceğinizi görün, benim gibi sizde en yakınınızda ki kişiden onu kırdığınız için özür dileyin, hatta aynada ki siluetinizden özür dileyin. Sadece engelli değil bütün insanların yapması gereken de bu hayata sıkı sıkı tutunalım ve yakasını hiç bırakmayalım.
31.01.2012














Yazdır
Yorum Ekle
Arkadaşıma Gönder
Paylaş
Facebook
Twitter
Google
MySpace
Yahoo